NEJAT GÜNEY - VİDEOLAR
1- Diz Protezi Nedir ?
2- Diz Protezini Hangi Hastalara Öneriyoruz?
3- Kaç Türlü Diz Protezi Vardır?
4- Diz Protezinin Hastalara Sağladığı Avantajlar Nelerdir?
5- Diz Protezinin Ömrü Ne kadardır?
6- Diz Protezi Ameliyatlarında Komplikasyonlar Nelerdir ?
7- Kalça Protezi Nedir?
8- Kimlere Kalça Protezi Yapılır (Kırık ve Kireçlenme)
9- Kalça Protezinin Tipleri Nelerdir ?
10- Kalça Protezinin Ömrü , Süresi Ne Kadardır?
11- Osteoporoz (Kemik Erimesi) Olan Hastalara Protez Yapılır mı?
12- Doğumsal Kalça Çıkığı Olan Hastalara Protez Yapılır mı?
OSTEOPOROZ NEDİR?
Kemik yaşayan, büyüyen, sürekli kendini yenileme özelliğine sahip bir dokudur. Belirli periyotlarla, ömür boyu eskimiş kemik dokusu yok edilerek yerine yeni kemik dokusu yapılır.
Bu yapım yıkım (terazi işlemi), 30 yaşına kadar yapım tarafında ağır basar, kısa süre dengede kalır, sonraki yıllarda yıkım tarafı ağır basar. Kemik kitlesi azalır, kolay kırılır hale gelir. Bu duruma OSTEOPENİ ve OSTEOPOROZ denir. Eğer kemik kitlesindeki azalma -2,5'dan (yaklaşık % 25) daha fazlaysa ve kırık varsa YERLEŞMİŞ OSTEOPOROZ denir.

Kadın ve erkek farkı var mı?
Kadınlarda menopozdan sonra hızlı kemik kaybı olur. Erkeklerde kemik kaybı sürekli ama az oranda olur. 55-60 yaşlarında kemik kaybında kadın erkek farkı kalmaz, kayıp oranları eşitlenir. Buna rağmen kadınların daha ince yapıları, doruk kemik miktarlarının erkeklerden az olması nedeniyle, kadınlarda kırıklar daha çok olur.
Doruk kemik kitlesi nedir?
Kişinin hayatı boyunca ulaşabildiği en yüksek kemik kitlesidir. Kemik kitlesi %60-80 genetik faktörlerce, geri kalanı ise beslenme, egzersiz gibi çevresel faktörlerce belirlenir.
Doruk kemik kitlesinin %90'ına ergenliğe geçiş çağında, %99'una 26-27 yaş civarında ulaşılır. Yani yaşlılığınızda harcayacağınız kemik kitlesini bu yaşlarda en yüksek seviyeye çıkarmanız gerekir. Doruk kemik noktası ortalama değerlerden %10 fazla ise, kalça kırık riski %50 daha az olur.
Osteoporozun belirtileri nelerdir?
Osteoporoz kemiklerin sessiz hırsızıdır. Kemiklerin içindeki mikroskobik kırıklara bağlı bel ve sırt ağrısı, boyda kısalma, sırtta kamburlaşma ilk belirtileridir. Sonraki belirtileri el bileği, sırt, bel, kaburga ve kalçada görülen kırıklardır.
Kemik Dansitometresi ile ölçüm nasıl yapılır?
Ölçüm işlemi çok kolaydır. Hastanın aldığı ışın, bir akciğer filmi çektirdiğinde aldığı ışının %1 'inden daha azdır. Hasta cihaza ait yatakta sırtüstü yatarken sistem kişiye hiç dokunmadan kemikleri tarar, tarama 8-10 dakika sürer. Hastanın aç kalmak, ilaç almak, enjeksiyon gibi hiçbir ön hazırlığa ihtiyacı yoktur.
Kemik Yoğunluğu Ölçümü ne zaman yaptırılmalıdır?
Kemik yoğunluğu her yaşta ölçtürülebilir. İlerlemiş osteoporozda kaybedilen kemik dokusunun tamamen yerine konulması mümkün değildir. Bu nedenle erken teşhis çok önemlidir. Doruk kemik kitle değeri düşükse, ileri yaşlarda osteoporoz daha erken ve daha şiddetli olacaktır. Bunun için doruk kemik kitlesini öğrenmek amacıyla 10 ile 30 yaşları arasında mutlaka bir kez ölçüm yaptırılmalıdır. Osteoporoz riski altında olanlar bir an önce ölçüm yaptırmalıdır.
Kemik Yoğunluğu Ölçümü ne sıklıkta yaptırılmalı?
Bu süre kemiklerinizdeki yoğunluk kaybının derecesine, aldığınız tedaviye veya kemik kaybına neden olan özel durumların sürekliliğine bağlıdır. Ancak osteoporoz tanısı konmuş ve tedaviye başlanmışsa tedavinin etkisini görmek için en geç yılda 1 kez, osteopeni tanısı konmuş ise 2 yılda bir kez kemik yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır. Normal değerlere sahipseniz, yaşınıza uygun olarak, doktorunuzun önerdiği daha uzun bir zaman içinde ölçüm yaptırılmalıdır. Böbrek dializine girenler ise 6 ayda bir kontrol edilmelidir.
Osteoporozu önlemek için ne yapılmalıdır?
. Önlem almaya, kişi anne karnındayken başlanmalı ve kişi tüm yaşamı boyunca da çaba sarf etmelidir.
EMZİREN anne yeterli kalsiyum almalıdır.
- Anne sütü alan çocuktan başlayarak tüm büyüyen çocuklar,
kalsiyum D vitamini ve protein açısından eksiksiz
beslenmelidir.
- Erken yaşlardan başlayarak çocuklar fiziksel aktivitelere yönlendirilmeli ve yaşam boyu da devam etmelidirler.
- Alkol, yoğun kafein, kolalı içecekler va sigaradan uzak durulmalı.
- Osteoporoz kırık risk gurupları içindeyse, riski kaldırmak ve tedavi için bir an önce doktora başvurulmalı.
Doktorun önerdiği medikal tedavilere eksiksiz uyulmalı. Osteoporozla yakından ilgileri olan Fizik Tedavi, Ortopedi ve Kadın Doğum uzmanlarından yararlanılmalı.
Osteoporozda Jimnastik
| 1.Dizleriniz bükülüyken sırtüstü yatın. Karın adalelerinizi kasıp belinizi yere doğru bastırmaya çalışın, bu arada kalçalarınız hafifçe kalkacaktır. Daha sonra gevşetip yine aynı hareketi tekrarlayınız. Belinizi katlanmış havlu ile destekleyebilirsiniz. |
|
| 2.Ellerinizi ve dizlerinizi yere koyun. Eller tam olarak omuzların altında, dizler ise kalçaların tam altında olmalıdır. Resimdeki gibi sırtınız düz veya hafif kavisli olabilir.Karın düz olarak tutulmalıdır. Her bir kolu kaldırarak üç saniye kadar tutun ve daha sonra aynı hareketi bacaklar için tekrarlayın. Bunu başarabilirseniz, sağ kol ve sol bacağınızı aynı anda kaldırıp bunu sol kol ve bacak için tekrarlayınız. |
|
| 3.Yüzünüz yere gelecek şekilde yatıp önce sağ sonra sol kolu kaldırıp bunu takiben bacakları sıra ile havada tutmaya çalışınız. Daha sonra çarpraz olarak sağ kol, sol bacak ve sol kol, sağ bacağı üç saniye yukarıda tutmayı deneyiniz. |
|
| 4.Yere yatarak göğsünüzün altına bir yastık yerleştirip (beş dakikadan başlayıp giderek attırır ve 25-30 dk ya çıkarırsınız.) televizyon seyredebilir veya kitap okuyabilirsiniz ve bu sayede bozulan postürünüz ( duruşunuz) düzelir.Daha sonra kollarınızı sıra ile öne doğru uzatınız. |
|
| 5.Yüzüstü yatarken derin nefes alıp dirsek üstünde doğrulunuz ve nefes vererek yatınız. Midenizin altına bir yastık yerleştirebilirsiz. |
|
| 6.Dizlerinizi ve ellerinizi yere koyunuz, kollarınız ileride kalacak şekilde arkaya doğru çekilip oturunuz. Nefes veriniz ve gevşeyiniz. |
|
| 7.Sırtınızı bir duvara dönünüz ve ayaklarınızı duvardan biraz uzağa basınız.Dizleriniz bükülü durumdayken baş, omuz ve sırtınızı duvarla temas halinde tutunuz. Bel bölgenizi katlanmış bir ile destekleyip dizlerinizi bükerek ve sırtınızı dik tutarak aşağı ve yukarı kaymaya çalışınız. |
|
| 8.Çenenizi geriye çekerek ve ellerinizle dizlerinize bastırarak başınızı dik tutup karşıya bakınız, sırtınızdaki düzleşmeyi hissedin. Dizlerinizi bükerek ve sırtınızı dik tutarak aşağı ve yukarı hareket etmeye çalışın. |
|
| 9.Ayakta dik duruş pozisyonunda avuçlarınızı kafanızın arkasına koyup başınızı itin, aynı zamanda karın kaslarını sertleştirip başınızlada avuçlarınızı iterek direnç oluşturun. Üç saniye tutun ve yavaşça gevşeyin. Bu hareketi masa başında, sandalyede otururken de yapabilrisiniz. |
|
| 10.Dizleriniz bükülüuken sırtüstü uzanın. Başınızı ve omuzlarınızı yere koyun. Gövde, kalçalar ve uylukları kaldırın. Gevşeyin ve tekrarlayın. Daha sonra sağ ve sol bacaklardan ayrı ayrı destek alarak tekrarlayabilirsiniz. |
|
| 11.Bir duvara veya kapıya karşı durup derin bir nefes alarak kollarınızı yukarı kaldırın, midenizi içeri çekerek sırtınızı düzleştirmeye çalışın. Ayrıca bir kolunuzu yukarı kaldırıp bir yere ulaşmaya çalışırken diğeriyle aşağıya doğru uzanıp vücudunuzu gerin. Daha sonra aynı hereketleri kollarınızı değiştirerek yapın. |
|
| 12. Ellerinizi önce belinize, daha sonra belin tam orta kısmına koyarak her seferinde arkaya doğru eğilmeye çalışın ve karın adalelerinizin kasıldığından emin olun. |
|
Osteoporoz riskiniz ile diyetiniz arasındaki eri önemli bağlantılar aşağıdakilerin miktarıyla ilişkisidir:
- Besinlerinizde bulunan doğal bitkisel hormonlar (bitkisel östrojenler)
- Esansiyel yağ asitleri
- Doymuş yağlar
- Lifli gıdalar
- Proteinli gıdalar (Osteoporoz ve Beslenme-2)
- Vitamin, mineral ve eser elementler (Osteoporoz ve Beslenme-2)
DOĞAL BİTKİSEL HORMONLAR
Pek çok bitki, insan vücudunda zayıf, hormon benzeri bir etkiye sahip olan doğal kimyasallar içerir.
Bitkisel-östrojenler ve bitkisel-progesteronlar olarak bilinen bu bitkisel hormonlar menopozdan sonraki yakınmalara (Sıcak basmaları, gece terlemeleri, bitkinlik ve düşük cinsel dürtü) ve osteoporoza karşı korunmaya yardımcı olurlar,
Östrojen benzeri maddeler bakımından zengin olan bitkiler şunlardır:
Tohumlar: Hemen hemen tümü, özellikle de keten tohumu, balkabağı tohumu, susam tohumu, ayçiçeği tohumu ve filizlenmiş tohumlar (Örn: Mercimek, soya fasulyesi).
Sert kabuklu yemişler: Badem, fındık, yerfıstığı, ceviz ve bunların yağı.
Özellikle de mısır, kara buğday, darı, yulaf, arpa, çavdar, buğday.
Taze meyveler: Elma, muz, kivi.
Kurutulmuş meyveler: Özellikle hepsi kalsiyumdan zengin olan hurma, incir, erik, üzüm.
Sebzeler: Koyu yeşil yapraklı sebzeler (Örn: Brokoli, ıspanak), kereviz, rezene.
Baklagiller: Özellikle soya fasulyesi ve soya ürünleri, mercimek.
Pişirmelik otlar: Özellikle sarımsak, zencefil, maydanoz, biberiye, adaçayı, ısırgan otu.
Bal: Özellikle yaban çiçeklerinden yapılmış bal; ayrıca arı poleni ve arı sütü takviyesi.
-Geleneksel Japon diyeti yağ, özellikle de doymuş yağ bakımından düşük olup, pirinç, soya ürünleri (Örn: Soya fasulyesi, soya unu, tofu) ve balığın yanı sıra baklagiller, tahıllar ve turpgiller gibi san-yeşil sebzelerden oluşmaktadır. Soya ve turpgiller zengin isoflavonoid kaynaklarıdır. Bunlar, bakteri fermantasyonuyia bağırsaklarda hormon benzeri maddelere
dönüşen ve sonra emilerek dolaşıma giren zayıf bitkisel östrojenlerdir. Sonuç olarak, Japonlarda bu bitkisel
östrojenlerin kan düzeyleri batı toplumlarındakinden 110 kat daha yüksektir. Bu genetik bir etki değildir; zira Japonlar batıya taşınıp, tipik bir batı diyetini takip ettiklerinde kan hormon düzeyleri ve koroner kalp hastalığı ve kanser gibi hastalıkların riski hızla yerel nüfusunki ile benzer hale gelmektedir.
Bir protein olan seks hormonuna bağlanan globulin (SHBG) yapımını tetikleyecek kadar insan östrojenlerine benzemektedir.
- SHBG, diyetsel östrojenleri temizler ve onları tüm vücut içinde, atardamarlar ve kemikleriniz de dahil olmak üzere ihtiyaç duyuldukları yerlere taşır.
- Bitkisel hormonlar menopoz semptomlarının azaltılmasına büyük ölçüde yardımcı olurlar. Öyle ki, Japon kadınları "sıcak basması" anlamına gelen eşdeğer bir kelime veya deyime sahip değildirler.
- Bitkisel östrojenler atardamarlar üzerinde doğal östrojen etkisini de taklit eder. Bu da neden Japonların dünyada en düşük koroner kalp hastalığı oranlarından birine sahip olduklarını açıklamaya yardımcı olabilir.
Bitkisel hormonlar aynı zamanda osteoporoza karşı da koruma sağlayabilmektedirler.
- Bitkisel hormonların yanı sıra vitaminler ve potasyum bikarbonat gibi mineralleri içeren meyve ve sebzelerin tüketiminin artması osteoporoz riskini azaltmaktadır.
- Günde en az beş porsiyon meyve, sebze veya salata (patates sayılmaz) yemeyi hedefleyiniz.
Bu çok fazla gibi görünebilir ancak oldukça kolay yapılır.
Örneğin, aşağıdakiler toplam yedi porsiyonu oluşturmaktadır: - Kahvaltıda taze sıkılmış portakal suyu
- Sabah - öğle arasında muz
- Öğle yemeğinde büyük salata ve bir elma
- Akşam yemeğinde iki porsiyon sebze (Örn: Ispanak, havuç)
- Tatlı olarak taze meyve
- Belirli bazı esansiyel yağ asitleri bakımından zengin bir diyetin bağırsaklardan kalsiyum emilimini uyardığı, idrarda kalsiyum kaybını azalttığı ve kemikte kalsiyum birikimi artışını tetiklediği düşünülmektedir.
- Esansiyel yağ asitleri tüketiminizi artırmanız, kalsiyum emiliminizi desteklemenin yanı sıra, osteoporoza karşı korunmanıza da yardımcı olacaktır.
- Esansiyel yağ asitleri vücutta büyük miktarlarda yapılamadıkları için besinlerle alınmalıdır.
Başlıca ilki esansiyel yağ asidi vardır:
- linoleik asit (bir omega-6 çoklu doymamış yağ asidi). - Linoleik asit (bir omega-3 çoklu doymamış yağ asidi).
- Vücudunuza girdikleri anda, bu iki esansiyel yağ asidi hücre zarları, sinir kılıfları, seks hormonları için yapı taşları olarak işlev görürler.
- Genel sağlık için düşük yağ diyetlerini izlemenin bir sonucu olarak, esansiyel yağ asitleri eksikliği sık rastlanan bir durumdur.
-
Her on kişiden en az sekizinin esansiyel yağ asitleri eksikliği olduğu düşünülmektedir.
-
Eğer günde 30 g eşdeğeri kuru yemiş veya tohum yemiyorsanız, diyetinizin esansiyel yağ asitleri bakımından fakir olması muhtemeldir.
Esansiyel yağ asitlerini kullanım biçiminizi, eksikliğe katkıda bulunabilecek çeşitli diyet ve yaşam tarzı faktörleri de engelleyebilmektedir; bunlar:
- Çok fazla doymuş (hayvansal) yağ tüketimi
- Çok fazla trans-yağ asidi (Örn: Bazı margarinlerde bulunur) tüketimi
- Çok fazla şeker tüketimi
- Çok fazla alkol tüketimi
- vitamin ve mineral eksikliği, özellikle vitamin B6, çinko ve magnezyum
- Çok sıkı diyet yapma
- Sigara tüketimi
- Hava kirliliği
- Aşırı stres
- Eğer diyetiniz esansiyel yağ asitlerinden yoksunsa, metabolizmanız mevcut olan sonraki en iyi yağ asitleriyle (Örn: Doymuş yağ asitlerinden türetilen) idare edebilir, ancak bu ideal değildir.
- Vücudunuzdaki her hücre, hücre zarı olarak bilinen bir yağ kılıfıyla çevrelenmiştir.
- Eğer diyetiniz esansiyel yağ asitleri bakımından zenginse, hücre zarlarınız (kemik hücreierindekiler dahil) bunların daha yüksek bir oranını içerir ve esnek, sağlıklı ve genç kalır.
- Eğer diyetiniz esansiyel yağ asitleri bakımından fakirse, hücre zarlarınız diğer yağ tiplerinden daha fazla içerir. Bunlar da hücre zarlarını daha sertleştirir; kurumaya, kaşıntıya ve vaktinden erken yaşlanmaya daha yatkın kılar.
Esansiyel yağ asitleri aynı zamanda seks hormonları için yapı taşları olarak işlev gördüğünden, bunların yokluğu hormon ve prostaglandin dengesizliğine yol açar. Bu dengesizlikler enflamatuar hastalıklar (Örn: Akne, astım, sedef, romatoid artrit), kan pıhtıları, siklik meme ağrısı, düzensiz adet, menopoz belirtileri, kuru kaşıntılı deri ve osteoporoz gelişme riskini artırabilir.
. Esansiyel yağ asitleri eksikliği ayrıca D vitamininin fonksiyonunu da etkiler. Dolayısıyla bağırsaklardan daha az kalsiyum emilir ve kemiklerinizde daha az birikir.
. Kemik sağlığınız için en yararlı esansiyel yağ asitleri, gammalinolenik asit (GLA-çuha çiçeği ve hodan yağlarında bulunur) ve eikosapentaenoik asittir (EPA-yağlı balıklarda bulunur).
Esansiyel yağ asidi alımınızı artırmak için, aşağıdakilerden daha fazla yemeye çalışın:
- Kuruyemiş ve tohumlar: Bunları tahıl gevreği, yoğurt, tatlılar ve salataların üzerine serpmeye çalışın.
-Yeşil sebzeler: Özellikle de koyu yeşil yapraklı sebzeler.
- Soya fasulyesi ve keten tohumuyla zenginleştirilmiş ekmek.
Yağlı balıklar: Uskumru, ringa, somon, alabalık, sardalye ve hamsi gibi...
Haftada en az 300 g yemeyi hedefleyin.
Ayçiçeği ve zeytin yağları: Pişirmede ve salata sosu olarak. Yalnız linoleik asit: Ayçiçeği tohumu, badem, mısır, susam tohumu ve sızma zeytin yağında bulunur.
Bir esansiyel yağ asidi takviyesi aldığınızda, kısa sürede daha kalınlaşan, güçlenen ve yarılmaya daha az yatkın olan tırnaklarınızda yararlı bir etki fark edeceksiniz. Bu, kemiklerinizin de daha güçlendiğinin iyi bir belirtisidir. E vitamini esansiyel yağ asitlerinin etkisini artırır. Zira onun vücutta korunmasına yardımcı olur. Esansiyel yağ asitlerinin metabolizması sırasında bazı vitamin ve minerallere de gereksinim duyulur. Bu vitamin ve mineraller şunlardır:
- C vitamini
- B6 vitamini
- B3 vitamini (niasin)
- Çinko
- Magnezyum
Yüksek bir doymuş yağ tüketimi iki önemli kemik minerali olan kalsiyum ve magnezyumun bağırsaklardan emilimini azaltır. Bu nedenle, yüksek bir yağ diyeti vücuttan kalsiyum kaybı ve osteoporoz kırıkları riskinde bir artışla bağlantılıdır.
Düşük bir yağ diyeti de sağlık için eşit ölçüde zararlıdır. Bu nedenle yağ tüketiminizi çok da düşürmemelisiniz; zira diyetsel yağlar:
- Enerji,
- Esansiyel yağ asitleri,
- Yağda çözünen vitaminler A, D ve E,
- Hücre zarları, sinir kılıfları, hormonlar ve safra tuzları için yapı taşları sağlanmasında önemlidir.
İdeal olarak, yağ tüketiminin, günlük kalorinizin en fazla yüzde 30'unu oluşturacak ve doymuş yağlar günlük enerji tüketiminin en fazla yüzde 10"unu sağlayacak şekilde azaltılması gerekmektedir.
- Bunu sağlamanın en iyi yolu, daha fazla makarna, ekmek, pirinç ve haşlama veya fırında patatesi içeren daha geniş çeşitlilikte gıdaların tüketilmesidir.
- Belirgin biçimde yağlı yiyeceklerden kaçının.
- Yağsız et satın alın ve görünürdeki yağları kesip atın.
- Haftada birkaç kez, protein için baklagiller ve fasulye içeren sebze yemekleri yiyin.
- Tam yağlı mayonez, salata sosları, peynir, yoğurt, vb. yerine az yağlı olanları kullanın.
- Kızarmış patates yerine fırında patates yiyin.
- Yağın akıp uzaklaşmasını sağlamak için yemekleri tavada değil ızgarada pişirin.
- Kızartmaların fazla yağını kağıt havlu kullanarak emdirin.
- Kek, kurabiye, cips, bisküvi, hamur işleri ve gevrekleri azaltın.
LİFLİ GIDALAR
Diyetteki lifler bitkisel besinlerin insan bağırsağında parçalanmayan ve dolayısıyla sindirilemeyen kısmını oluşturur. Bu lifli kısım, enerji veya besin yönünden fazla bir şey sağlamamasına karşın, diğer besin maddelerinin sindirilmesi ve emilimine yardımcı olması nedeniyle gereklidir.
- Lifler, sindirilmiş besinlerin sindirim sistemi boyunca ilerlemesini sağlayan dalga şeklindeki kas hareketlerinin artmasına yol açar.
- Yüksek lif içeren bir diyet kabızlık, bağırsak diverfikülleri, spastik kolon sendromu ve bazı bağırsak tümörlerinin önlenmesine yardımcı olur.
Başlıca diyetsel lif kaynakları şunlardır:
- Tam undan yapılmış ekmek, işlenmemiş tahıllar, kepekli makarna ve esmer pirinç gibi rafine edilmemiş kompleks karbonhidratlar
- Kuru yemişler, tohumlar ve baklagiller
- Kök sebzeler, taze veya kurutulmuş meyveler
. Kepek içeren kahvaltılık tahıl gevrekleri
Aslında çok fazla lif tüketmek menopoz semptomlarını kötüleştirebilir ve muhtemelen osteoporoz riskini artırır.
.Kan akımındaki hormonların büyük bir yüzdesi karaciğer tarafından alınır, safraya ve sonra bağırsaklara salgılanır.
- Bunlar daha sonra bağırsaklardan geri emilir. Bu, hormonların entero-hepatik (bağırsak-karaciğer) dolaşımı olarak bilinir.
- Eğer çok fazla lif yerseniz, bu bağırsaktaki bir kısım östrojeni bağlayabilir. Böylece vücuttan atılma olasılığı geri emilimden daha yüksek olur.
- Eğer kabızlık sorununuz yoksa, uzun süreli olarak lif takviyesi almak yerine meyve ve sebze miktarını artırmak daha iyi fikirdir. Çünkü, bunlar da bitkisel hormonlar bakımından zengindir.
- Önerilen lif tüketimi düzeyi günde yaklaşık 30 g'dir. Ancak ortalama lif tüketimleri düşük olup, günde
20 g civarındadır. Dolayısıyla, aşırı lif nadiren osteoporoz için anlamlı bir risk oluşturmaktadır.
Kepek içeren kahvaltılık tahıl gevrekleri en yüksek diyetsel lif kaynağını oluşturur.
BESLENME ÖNERİLERİ

- Günde en az beş porsiyon taze meyve ve sebze yiyin.
- Bitkisel hormonlar bakımından zengin soya fasulyesi ürünleri, kereviz, yeşil ve sarı sebzeler
(özellikle lahana ve şalgam ailesinin üyeleri)
gibi bitkileri daha fazla yiyin.
- Bezelye, mercimek, bakla, çalı fasulyesi, vb.
gibi baklagillerden daha fazla yiyin,
- Esansiyel yağ asitleri için daha fazla
sert kabuklu yemiş, tohum, koyu
yeşil yapraklı sebze ve yağlı balık
yiyin.
- Omega 3 balık yağları içeren
destekler alın.
- Esansiyel yağ asitleri için daha fazla kepekli tahıl gevrekleri yiyin.
- Genel yağ tüketiminizi ve özellikle de doymuş yağ ve yağ asitlerini sınırlayın.
- Aşırı lif tüketiminden kaçının.
- Çok az veya çok fazla diyetsel proteinden kaçının. Et tüketimini günde yaklaşık 100 g ile sınırlayın.
- Tuz tüketiminden kaçının ya da sınırlayın.
- İyi bir potasyum tüketiminiz olduğundan emin olun.
- Şeker tüketiminden kaçının ya da sınırlayın.
- Kahve ve kola gibi kafeinli içeceklerin tüketiminden kaçının ya da sınırlayın.
- Fosforik asit ve fosfat tüketimini sınırlayın.
- Hazır yemekler, işlenmiş gıdalar ve katkı maddelerinden kaçının. Olabildiğince ev yemekleri yiyin.
- Bol sıvı, özellikle de maden suyu veya filtre edilmiş su için.